Bir yayinevinin asil baslangici ilk baski tarihi degildir; niyetin cumleye donustugu andir. KaleMim icin de yol, kitabi cogaltilacak bir nesne gibi gormekle degil, kalpten kalbe tasinacak bir emanet gibi anlamakla basladi.
Biz metni yalnizca okunacak bir icerik olarak degerlendirmiyoruz. Her yazi, ardinda bir dunya tasavvuru tasir. Bu yuzden neyin yayimlanacagi kadar nasil yayimlanacagina da dikkat ediyoruz. Dizgiden kapak diline, secilen kelimeden sessiz birakilan bosluga kadar her detay, metnin tasidigi manaya hizmet etmeli.
Nesriyat cizgimiz aceleden degil temkinden besleniyor. Hizla tuketilen, bir an gorunup kaybolan metinler yerine hafizada yer edecek, donup tekrar okunabilecek, okurda bir iz birakabilecek yazilara yoneliyoruz. Cunku kalem, ancak zamanin gurultusunu asabildiginde hakkiyla konusmus olur.
Baslangic dedigimiz sey de tam burada anlam kazaniyor. Her kitap, her cumle ve her metin seciminde ayni soruyu soruyoruz: Bu soz hakikate, incelige ve insana temas ediyor mu? Eger cevap evetse, kalemin izi gorunur olmaya basliyor.